9 Aralık 2008 Salı

Arog

Arog: Cem Yılmaz düşünmüş ki ben Gora'nın gazıyla bir kitle yakalarım zaten. Sonra tekrar düşünmüş ki ben bir risk alayım ve filmdeki tüm esas esprileri fragmanlara serpiştireyim de bunun dışında esprim kalmıyor zaten, başka da çarem yok. Sonra sonraaa, tekrar düşünmüş ki ben bu filmi tam da bayram tatiline denk getireyim de izleyicim bir de ordan artsın, belki kotarırım.

Olmamış, olamamış, olabilememiş..

Samimiyetle söylüyorum ki Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu'na daha çok gülmüştüm.

8 Aralık 2008 Pazartesi



Bir kişi sohbet sırasında cocukluguna ne kadar cok inerse, loser'lığı da o kadar cok yüzeye çıkar.

demiş birileri zamanında..

7 Aralık 2008 Pazar

Kızılcık sopası

Açtım blogu yazımı yazıcam hamle ettim ama "giriş yapın" uyarısıyla karşılaştım. İnsana kendi blogunda yabancı muamelesi yapıyorlar muhterem dostlarım.

He ne olacak, yarın bayram olacak. Kurban Bayramları tüm şehirlerde ve kırsallarda et yeme şölenine dönüşecek. Akraba ziyaretleri ikinci gün başlayacak falan da filan..

Büyük şehirlerde misafirlikler bile olmuyor aslında. Toplu taşıma ücretsiz dostlarım Ankara'da laf aramızda, kulaklarınızı bedava sağır edebilirsiniz 50 yıllık otobüslerle. Kendi adıma bayramdan beklentim yok.. Normal günler gibi geçsin yeter demekten başka elimden bir şey gelmiyor. Bayramların sihri bozuldu benim gel-git dimağımda nicedir.

Böyle böylee, nası desem bazen hayatı dışardan AB Gözlemcisi gibi izliyorum. Sokakta falan yürürken sankim kimse beni görmüyor da ben onları görebiliyorum gibi rahatlık sahibi oluyorum.. Her şey oyun gibi geliyor, insanların yaptığı her şey, girdiği her durum, türlü atraksiyonları.

Bazen Güvenpark'ta dolmuş beklerken diyorum kendi kendime, ulan gideyim başbakanlığın oraya, sokaktan tüm gücümle bağırayım "yeter lan açın şu yuutub'u artık" diye, benden korkup tırsıp açarlar yuutub'u diye düşünüyorum..

Bir bar kavgasına karışmak istiyorum diye çemkirdim bi ara, herkes yapme,etme dedi, vazgeçtim. Ne yapalım, bara gidip ayran mı içelim :))

Bir de şuna inanın dostlarım, nerede çok çalışarak zengin oldum diyen biri var işte orada büyük bir yalan var..

4 Aralık 2008 Perşembe

Amaninn dedim kendi kendime dün.. depik mimlemiş beni.. İkinci kere mimleniyorum, heyecanlandım tabii.. Diyor ki bana, adım adım açıklamalarla:

Mim Şartları ( :))) )
- Kendinize en yakın kitabı alın.
- Sayfa 56’yı açın.
-5. cümleyi bulun.
- Cümleyi bu kurallar ile birlikte yayınlayın.
- En sevdiğiniz, en moda veya en entellektüel kitabı seçmeyin, en yakınınızdakini alın.

ahanda yazıyorum:

"Fred ve George'un yatak odasından gelen küçük patlamalar ise tamamen normal sayılıyordu."

"Harry Potter ve Sırlar Odası"

Ne, ne var..?! Harry Potter okuyorum ben :))

29 Kasım 2008 Cumartesi

San-at

Televizyonda yeni bir programın tanıtım filminde dış ses: Milyonları peşinden sürükleyen Ferhat Göçer yeni programı ve şarkılarıyla sizlerle!!

Oldu canım, oldu paşam.. Bu ülkede milyonları peşinden sürükleyen kaç adam çıktı lan şimdiye kadar.. Madem sürüklüyosun bir parti kur bari de oylar bölünmesin, blok milyonlarca oy.. Oy vermezsem Hıncal Uluç olayım..

Bir başka programda, yeni tutkum Yemekteyiz
programından gurme teyzeden inci: Aaa öyle demeyin, mangal yapmak da bir sanattır.. Yağını süreceksin(ıyy kuyruk yağı mı yoksa), balığı tavuğu dağılmadan tutacaksın, yüzlerini deiştireceksin, yelleyeceksin, başında bekleyeceksin..

Ee aynı mantıkla apartmanda evime çıkmak da bir sanat.. Öyle demeyin, otomata basacaksınız, duruşunuzu değiştirmeden bekleyeceksiniz, diyafondan kim o denirse cevap vereceksiniz, asansörü bekleyip, tam da zemin kata inince kapıyı açmalısınız, yoksa olmaz, sonra evinizin olduğu kata doğru bir şekilde çıkmalısınız, yanlış düğmeye basma lüksünüz yok, sonra anahtarla veya tekrar zile basıp evinize gireceksiniz.. Hadi bir ki üç: saatlerimizi ayarlayalım.. Zorlu işler bunlar tabii..

28 Kasım 2008 Cuma

Adamın biri bir diğerine hakaret ettiği gerekçesiyle mahkemeye çıkarılmış. Hakim duruşmada almış adamı karşısına ve demiş:

"Kardeşim davacıya devamlı aptal diyormuşsun, en sonunda dayanamayıp seni mahkemeye verdi, neden bunu yapıyorsun?"

Adam da hakime "aptal olduğu için" demiş ve eğer izin verilirse bunu kanıtlayacağını söylemiş. Davacıyı çağırmışlar, ve adam ona bir soru sormuş:

"Selimcim rica etsem bir koşu eve gidip benim evde olup olmadığıma bir bakabilir misin?"

Bunun üzerine adam hemen koşarak evin yolunu tutmuş.. Hakim kahkahalarla gülerken davalıya dönüp

"Hakikaten de dediğin kadar aptalmış hemen koştu gitti, insan evi bir telefonla arayıp sorar"

26 Kasım 2008 Çarşamba


Facebook başlığında bir link gördüm ekşide geçenlerde.. bunu paylaşamadan duramazdım :)))
Hararetli tartışmanın ortasına dalınır mı lan diego, naptın sen ya..